Çar. Haz 19th, 2019

Kitap Önerileri

Sizler için derlediğimiz kitaplar ..

Şüpheli l Robert Crais

Adı:
Şüpheli
Yazar:
Robert Crais
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
416
Kitabın türü:
Edebiyat, Polisiye, Roman
Çeviri:
Zehra Uzun
Yayınevi:
Martı Yayınları

“Bahse varım, senden daha çok kurşun yemişimdir.”
Los Angeles Polis Teşkilatı’ndan Scott James’in durumu pek iyi değildir. Sekiz ay önce, kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen bir gece saldırısında ortağı Stephanie ölmüş, kendisi ölümden dönmüştür. Ölmediği için de öfke ve utanç içinde kalmış, her an patlamaya hazır bir bomba gibi yaşamaya başlamıştır. Artık göreve devam edemeyecek durumdadır… Ta ki yeni ortağıyla tanışana dek.

Maggie’nin de durumu pek iyi değildir. Eğiticisini bir canlı bomba patlaması sonucunda kaybetmeden önce Irak ve Afganistan’da görev alan Alman çoban köpeği Maggie’nin yaşadığı Travma Sonrası Stres Bozukluğu en az Scott’ınki kadar kötüdür.

İkili artık birbirlerinin son şansıdır. Dışlanan ve bir kenara itilen bu ikili, kimsenin karışmalarını istemedikleri tek davayı soruşturmaya koyulurlar: Stephanie’yi öldüren adamların kimliklerini bulmaya. Ne var ki, öğrendikleri şeyler Scott’a anlatılanlarla bir değildir ve atıldıkları bu macera her ikisini de şahsi cehennemlerinin kör noktalarına doğru çekmeye başlamıştır.

Sürgün l Öztürk Polat

Adı:
Sürgün
Yazar:
Öztürk Polat
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
112

Kitabın türü:
Edebiyat, Gençlik, Hikaye (Öykü)
Yayınevi:
Babek Yayınları
Öztürk öykülerini, geçen yüzyılın içinde geçen olaylarla örüyor. Malakan sürgünü, mübadele, Dersim kırımı, altı- yedi eylül olayları, 12 Eylül darbesi ve sonrası. Öykülerin folklorik iklimi ve dili, Ardahan sınırlarını yer yer aşsa da Ardahan merkezli olarak görünüyor. Öztürk biçimi, ruh tahlilini, imgeyi, metaforu, derinliği ve hatta hikâye iklimini fazla önemsemeden, yalın bir dil ve süssüz bir anlatımla tarihin ve toplum hayatının yıkıma uğramış, kanayan yerlerinde dolaşıyor. Bu dolaysız dolaşma tarzına rağmen, okurda gerçeklik duygusu yaratmayı başarıyor. Bunu, öyle sanıyorum ki, halk yaşamını ve kültürünü çok iyi bilmesine ve öykülerine yedirmesine borçludur büyük ölçüde. Öztürk’ün kalemi, gelişmeye açık bir kalemdir; tarihi deşiyor ve meramını, toplumsal yaraların kabukları üzerine yazıyor. Garip bir özgüvene sahiptir. Arıklamış, mecalsiz harman atları gibi sarsak adımlarla, menzil korkusundan ari bir şekilde yürüyor ve gördüğü her harabeye giriyor bu kalem. Bir şey diyemiyor ve onu izlerken, şimdi nereye girecek acaba diye sormadan da edemiyoruz.

Yedi Uyananlar l Yonca Eldener

Adı:
Yedi Uyananlar
Yazar:
Yonca Eldener
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
372
Kitabın türü:
Edebiyat, Polisiye, Roman
Yayınevi:
Mona Yayıncılık
Tarsus’ta yapılan bir mağara dalışı, Amerikalı araştırmacı Ellen’ın ölümüyle sonuçlanmıştır. Dalışa katılanlardan biri olan Kaya, o gün yaşadıklarının, başka tehlikelere de gebe olduğunu hisseder ancak adını koyamaz. Tarsus’un en güçlü kadınının biricik oğlu, Jeoloji Mühendisi Kaya Kocadolap, “Vahşi hayvan çığlıkları duydum, dans eden bir kadın gölgesi dev bir yılana dönüştü ve beni boğmaya kalkıştı!” dese kim inanır?

“Mitra, Tarsus’ta doğmuş ve Kilikya korsanları tarafından tüm Akdeniz’e yayılarak Romalı askerler arasında büyük bir inanan kitlesine sahip olmuştu. Dışarıya kapalı bir gizem diniydi ve bu inancın tohumlarını Tarsus’un ünlü Stoacı filozofları atmıştı. Roma’nın Hıristiyanlığı resmi din ilan ettiği 4. yüzyılda ise yok edilmişti. ‘Mitraeum’ denilen yeraltı tapınakları ve mağaralarda ibadet eden Mitraistler, dinin sırlarını dışarıya açmadıkları için arkalarında hiç yazılı belge bırakmamışlardı. Mitra’ya inananlar, mağaralarda veya küçük yeraltı mabetlerinde ibadet ederlerdi.”

Benim Yolum Senin Solundan Geçer l Serkan Erat

Adı:
Benim Yolum Senin Solundan Geçer
Yazar:
Serkan Erat
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
142
Kitabın türü:
Edebiyat, Roman
Yayınevi:
XL Yayınları
Şehrine geldim sevgili/m

Bilmem kaç kez

Geçtiğin sokaklardan, caddelerden geçtim.

Adımını attığın kaldırım taşlarına baktım.

Oturduğun banklarda oturdum belki,

Şimdi kokun esecek diye

Hızlı hızlı döndüm her köşe başını…

Yemek yediğim masalara, sandalyelere dokundum,

Belki sende burada oturmuşsundur diye…

Herkesi biraz sana benzettim,

Seni kimseye!

Aynı havayı soludum seninle;

Bir kaç saat bu şehirde…

Belki bir sokak ötemden geçtin.

Saymadım kaç yıl önce;

Yine bu şehirde el ele dolaşıyorduk seninle…

Oysa artık bu şehir yabancı,

Sen gibi…

Ben gibi…

Şimdi yaşadığın bu yerde hiç bir yolun bana çıkmaz bilirim!

Tıpkı yüreğinde hiç bir yerin bana ait olmadığı gibi…

Ama şunu hep aklında tut isterim!

Benim yolum ne yöne olursa olsun;

Hep senin solundan geçer…

Kağıt Gemiler l Dilek Deniz Gümüş

Adı:
Kağıt Gemiler
Yazar:
Dilek Deniz Gümüş
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
80
Kitabın türü:
Edebiyat, Şiir
Yayınevi:
Tebeşir Yayınları
Eğilen rüzgar
Örselenen düş
Her şeye koyduğumuz sınır kavramı
Yaprağını döken ağaç
Unutulmuş sözcükler
Hiç kimsenin ayak basmadığı yeryüzü gizleri
Saklanıp da ardında kaldığımız onca olasılık
ve birbiri ardına kenetlenmiş yokuşlar
Ayak basarken toprağa, altımdan kayıp gidiyor hissi veren zaman
Şu miktarlı şeylerin yanında, ne yazık gökte uçan kuş ben değilim…

Gönül Bekleme l Sadık Yalsızuçanlar

Adı:
Gönül Bekleme
Yazar:
Sadık Yalsızuçanlar
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
264
Kitabın türü:
Edebiyat, Roman
Yayınevi:
Profil Kitap
“Sözlerin kitaplarında duruyor. Onları yıllardır okuyorum. Ömrümün üçte ikisini onları okuyarak geçirdim. Her defasında ilk kez okuyormuşum gibi hissediyorum. Her seferinde yeni bir kapı açılıyor. Bir perde aralanıyor. Bir tecelli oluyor. Bir güzelliğe boğuluyorum. Bir sır ifşa oluyor. Bir yaram iyileşiyor. Bir hüznüm artıyor. Bir ışık yanıyor. Yıldız gibi yanıp yanıp sönüyor. Bir gül açılıyor. Bir leylak kokuyor. Bir rüzgâr esiyor. Bir ağustos böceği ötüyor. Bir kadın ağlıyor. Bir yer yırtılıyor. Bir namaz kılınıyor. Bir insan binası yıkılıyor. Bir ruh arınıyor.”

1970’ler… Anadolu’da okulu-evi-Nigar’ı arasında gidip gelen bir genç… Bir karşılaşma… Bir yol… Bir öğreti… Bediüzzaman Said-i Nursi’nin öğretisi… Hikmet ve irfanla karşılaşan gencin sırlı perdeyi aralayıp hakikat yolunda ilerleyişi… İşte şahit olacağımız hikâye.

Sadık Yalsızuçanlar’ın daha evvel Dem ismiyle yayımlanan bu romanı Gönül Bekleme diyerek kendini bulma arayışında olanları okuma serüvenine yeniden davet ediyor.

Kahretsin Çok Güzelim l Aslı Günay

Adı:
Kahretsin Çok Güzelim
Yazar:
Aslı Günay
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
168
Kitabın türü:
Edebiyat, Roman
Yayınevi:
Başucu Yayınları
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

Güzelliğiyle ön planda olan kadının ardı arkası kesilmeyen mükemmel fikirlerle kendine zararı dokunan herkese haddini bildirdiği ve hayata geçirdiği projeleriyle pek çok kadının sesi olduğu akıl dolu bir eser.

Kadın, kusurlarını tarifsiz bedenine hapsederek gizlendi.
Yüzündeki gülümseme yok etti gerçek duygularını.
Zamana aldırmadan dünya tatlarıyla beslendi. Ve ruhu aç kaldı kadının. Kalabalığın içinde yalnızlığa hasretti.
Dış yüzü binlerce rolü sergilerken iç yüzü hep hayal’etti.

Melezler l Stephen Graham Jones

Adı:
Melezler
Yazar:
Stephen Graham Jones
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
272
Kitabın türü:
Edebiyat, Korku-Gerilim, Roman
Çeviri:
Barış Tanyeri
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Bram Stoker En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı
Shirley Jackson En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı

“Stephen Graham Jones’un edebiyatçılığı en az bu kitap içerisindeki canavarlar kadar güçlü.” –Josh Malerman

“Melezler ağzımı açık bıraktı. Hatta nefesimi kesti. Son derece zeki, özgün, heyecan verici, korkutucu ve bir o kadar da insani.” –Paul Tremblay

“Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın, müziklerini Warren Zevon’un yaptığı eski bir korku filmiyle birleşimi gibi.” –Kirkus

Korku edebiyatının postmodern yazarı Stephen Graham Jones’tan hayatta kalmak, ait olmak, kimliğini bulmak üzerine yazılmış ve kurtadam literatürüne derin bir çentik atan eşsiz bir büyüme öyküsü.

Tıpkı ailesi gibi o da bir dışarlıklıydı. Zorluklara rağmen katlanılabilir hayatını teyzesi Libby ve dayısı Darren’la birlikte onları anlamayan ve istemeyen bir toplumdan uzakta geçirmek zorundaydı. Melezlerdi onlar, bulanık kanlılar, hiçbir yere ait olamayanlar. Vakti geldiğinde teyzesi ve dayısıyla yollarda geçen bir yaşamı mı yoksa onlardan uzakta, yolun kenarında kalan diğer insanlarla geçen bir yaşamı mı tercih edeceğine kendi karar verecekti. Zira onun da bir kurtadam olup olmadığı yakın zamanda belli olacaktı.

Adım Nisan l Bahar Feyzan

Tanrı’nın bizimle konuşabildiği tek dildir kader… 

Balat’ın evden eve gerilen iplere asılı çamaşırlarıyla renklenen çıkmaz bir sokağında gözlerimi dünyaya açmışım. Doktorum Baytar Ekrem’in beni bacaklarımdan aşağı sallayışıyla çığlığı bastığımda bir bahar sabahıymış. Beni geleceğime hazırlayan doktoruma belki de teşekkür etmeliydim; sayesinde, büyüdüğümde beni yine tepeden aşağı sallayacak adamlara karşı ilk bağışıklığı kazandığım için…
Babam ben doğarken yoktu. Doktorun dışında elimi ilk tutan anneannemdi.
Meğer o gün, babam evi terk etmiş. Bana bir hoşça kal bile demeden! Kelimelere dökememiştim ama farkındaydım, eğer doğarken baba kucağına verilmiyorsan, hayat seni hiçbir erkeğin kucağına kolay kolay koymuyor.
Bunu çok sonra anlayacaktım.
Her kızın hayalidir, diye başlar hikâye… Genç kız, sonunda tam da istediği gibi bir hayata kavuşacaktır. Sanki o çabalamamış, bir mucize olmuştur… Nisan Nesin’in hikâyesi böyle başlamadı, sanki böyle de bitmeyecek. Çünkü kendi kendisini büyüten çocukların hikâyeleri Tanrı’nın sol eliyle yazılır.
Bir AVM inşaatından çıkan cesetler…
İşadamı Durmuş Adalet’in tuhaf vasiyeti…
Ve bir anda sır olan sevgilisinin peşine düşen Nisan’ın iki erkek arasında savrulması…

Baskı Tarihi:Mayıs 2018
Sayfa Sayısı:312
Yayınevi: Doğan Kitap
Kitabın Türü:Roman, Edebiyat

Ruh Dememi Bağışlayın l Emre Ergin

Hikâye anlatmayı hem tutkuyla sevmek hem de neredeyse mühendis titizliğiyle öykü “çalışmak”, yazmak ne yazık ki bugün çok az yazarda rastladığımız bir durum. Günümüzün hastalığı da bu değil mi zaten? Sevdiklerimize karşı savruk davranmayı marifet saymak illeti. Emre öyle değil. İşi buymuş gibi titiz, iş değilmiş gibi heyecanlı ve coşkulu yazıyor. Üstelik ortaya sıkıcı öyküler çıkmıyor. Garip? Eğlenceli? Ürkütücü? Derinlikli? İronik? Şaşırtıcı? Evet evet hepsi…

Onun öykü evreninde ejderhalarla, son fil sürüsünü korurken bir katliama seyirci kalan BM Barış Gücü; bir sorguda ölüp ölüp dirilen bir kurbanla, Şehrazad’ın kardeşi Dünyazad, üç kollu mutantlarla, kızıl saçlı insanların ölümünü emreden bilgisayarlar yanyana. Ve en güzeli de bütün bu öykülerin insanlığın garip açmazlarına gözünü dikmiş bir yazarın bilgeliğiyle anlatılıyor olması.

“Alarmın ilk çalışında uyandım, evet. Bir buçuk yumurta, iki dilim peynir. Cüzdanım yerinde, ceket janti, telefonun şarjı yüzde seksen yedi. Aylardan haziran, günlerden cumartesi. On altı saat oldu seni görmeyeli. İstesem de daha fazla acele edemem. Gökyüzü simetrik, yer de ona paralel. Usul usul sallanıyor ağaçlar. Kavak ağaçları, aynı mezarlıktakinden. Konuyu değiştiriyorum; ya değiştiremezsem?”

(Tanıtım Bülteninden)
Baskı Tarihi:Mayıs 2018
Sayfa Sayısı:144
Yayınevi:Ketebe Yayıncılık
Kitabın Türü:Roman, Edebiyat