Çar. Haz 19th, 2019

Kitap Önerileri

Sizler için derlediğimiz kitaplar ..

Hüzünlü Bir Ponçik – Çağrı Taner

Yüreğim sensiz çok üşüyor, o kadar çok özledim ki ellerini…

Sen aşık bir kadındın. Aşka aşık, aşktan vazgeçmeyen bir kadın. Çok geç oldu bunu fark edişim. Bir seçenek olmak, aşık olunan değil, sadece o hissin denek olarak kullanıldığı bir yürek olmak acıtıyor içimi.
Bundandır belki de benim sana deli gibi tutuluşum.
Ve bundandır senin bana hiç tutunmayışın, ardında kırık dallar bırakıp yok oluşun.
Özgür kanatların, naif ruhun, buram buram aşk kokan tenin.
Hepsi birer suçlu şimdi içimde. Tutuklanması gereken, müebbetlik birer suçlu.
Sana varamamış, senin olamamış olmanın acısı birikmiş tamamen içimde.
Çoğalmış, kanamış, kanatmış…
Ah! Kadınım…
Ben, özledim bizi…

Yazar : Çağrı Taner
Yayınevi : Hayykitap
Hamur Tipi : 2. Hamur
Ebat : 13,5 x 21
İlk Baskı Yılı : 2017
Baskı Sayısı : 1. Basım
Sayfa Sayısı : 152

Sahi – Emre Özdemir

Kaybedeli ne kadar oldu bu Aşk’ı?

Kim kimden gitti, kalan ne için kaldı?

Aslında kalanla gidenin açık ve net bahaneleri vardı.

Kısacası;

İkisi de haklıydı.

Hangi film olduğunu hatırlamıyorum şu an,

öyle bir söz söylediler ki;

Sanki kalan ve gidenleri bir çırpıda özetlemiş gibiydiler.

“Hep bir ‘kalanı’ olduğu için bir gideni,

hep gideni olduğu için bir ‘yalanı’ vardır sevdaların.”

Tıpkı aradığımı bulmuş gibi elime geçen ilk nesne ile

avuç içlerime not alıyordum bu sözü.

Daha sonrasında tekrar hatırlayacağım güne kadar unutuyordum.

Şimdilerde “Anne sağ avucum kaşınıyor” desem,

“para gelecek” diyor.

Bilmiyor.

Yıllar önce gideceğini tahmin etmeden yazdığım bu sözü

hatırladığım için kaşınıyor.

Biliyorum.

Sıradan bir kahve kokusunu yaşamadım ben.

Hep sadeydi.

Acıydı.

Sahi;

Sen gibi…

Yazar : Emre Özdemir
Yayınevi : Uğur Tuna Yayınları
Editör : Merve Balkış
Hamur Tipi : 2. Hamur
Baskı Sayısı : 1. Basım
Sayfa Sayısı : 168
Ebat : 13,5 x 21
İlk Baskı Yılı : 2018

Karanlık Sesler – Rıza Yalçın

Oya bundan sonra karanlıkta tek başınayken kendisini hiçbir zaman güvende hissedemeyecekti. Işıkları açık bırakacak, yolda yürürken ikide bir arkasını kontrol edecekti.

“Ne görürsem göreyim, sonuçta gerçek değiller, sen de biliyorsun.”

“Bence “o” gerçek,”

Bagajın kapağını kapatırken bir yandan da Mine’ye bakarak “bitti” der gibi yaptı. Eren sadece bu işi bitirmişti. Karanlık varlık bir yerlerde, onları bekliyordu ve daha “bitmemişti”.

İnsan karşısındakini nasıl sevdiğini en çok, onu kaybetmeye en yakın olduğu zamanda anlıyordu.

Başka zaman olsa canının yanmasıyla çığlık atardı. Fakat şuanda korktuğu şeyin yanında, cam kırıklarının ayağına batması son derece önemsizdi.

Ancak gerçekte ne kilitlenen kapılar, ne de kameralı güvenlik sistemleri onları koruyabilirdi. Karşılaştıkları tehlike açık olan kapılardan ya da unuttukları pencereden giren bir şey değildi.

İnsan hayatında bazı zamanlar arkasına bile bakmak istemeden gitmek isteyeceği yerlerde yaşamak zorunda kalabilirdi.

Kendi isteklerini ön plana koyacak birinin, sevdiği için verebileceği hiçbir mücadele olamazdı.

Yazar : Rıza Yalçın
Yayınevi : Semerci Yayınları
Hamur Tipi : 2. Hamur
Baskı Sayısı : 1. Basım
İlk Baskı Yılı : 2018
Sayfa Sayısı : 205
Ebat : 13,5 x 19,5

Ölümle Oynayan Kadın – Rümeysa Demir

Gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenilerek kurgulanmış bu kitap, Derin’in entrikalarla dolu yaşam mücadelesini anlatmaktadır. Genç kızlığında başlayan hayatı, âşık olmasıyla ummadığı şekilde değişir. Ve yaptığı bir hatanın bedeli onu hesap edemediği denizlere sürükleyecektir.
Okurken hayrete düşürecek romandaki bütün olaylar gerçektir. Şaşırtıcı sonu ile sizi akıntısında sürükleyecek bir kurgu için sayfaları çevirmeniz yeterli olacaktır.

Yazar : Rümeysa Demir
Yayınevi : Uğur Tuna Yayınları
Editör : Sinemnur Yaban
Hamur Tipi : 2. Hamur
Baskı Sayısı : 1. Basım
İlk Baskı Yılı : 2018
Sayfa Sayısı : 224
Ebat : 13,5 x 21

Tane l Canan Acar

Adı:
Tane
Yazar:
Canan Acar
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
216

Kitabın türü:
Edebiyat, Roman
Yayınevi:
Feniks Kitap

.. Belki de bu sözler ruhunda hep vardı. O doğmadan önce ruhu bu kelimeler üzerine üflenmiş, ardından da canı yaratılmıştı. Olamaz mı böyle bir şey? Bir tanecik, onu hiç düşünmedği düşüncelere doğru itiyordu sanki. Meryem Ayvalık’ta hiçbir yere ait olmayan, zeytine, denize ve insanlara güvenerek yaşamayı seviyordu. Burada her an insanın karşısına çok ilginç şeyler çıkabilirdi. Tıpkı gökten düşen bu zeytin tanesi gibi…

Yaşam Merdiveni l Ali Rıza Malkoç

Adı:
Yaşam Merdiveni
Yazar:
Ali Rıza Malkoç
Alt başlık:
“kilit taşı düşünceler”
Baskı tarihi:
Temmuz 2018

Kitabın türü:
İnsan ve Toplum, Kişisel Gelişim
Yayınevi:
Bendis Yayıncılık
Bireysel, toplumsal, düşünsel, yöntemsel gelişim için:

Edebiyat, Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, Teknoloji Kişisel Gelişim, İnovasyon Yazıları El ele

“Yaşam merdiveni; bir medeniyet yolculuğu, bir uygarlık arayışı…”

Bu kitapta geçen anlatımlar 18 yılda tamamlandı fakat 40 yıllık birikimi yansıtıyor. Belki de sizlere daha önemli kapılar açacak, daha faydalı fikirler çağrıştıracaktır.

Yaşam serüven, bir süreç. Elbette ki, çeşit çeşit eğitim ve seminerlere de ihtiyaç hissediyoruz.
Kitap bu ihtiyaca sizi hazırlamak ve bir boşluğu da doldurmak amacıyla yazılmıştır. Ve öğrenmedeki önceliklerimizi sıraya koyacaktır.

Teknik alanda deneyimli olanlar çoğunlukla sosyal yönünü ihmal ediyorlar.

Sosyal alanda duyarlı olanlar, teknik konulara pek ilgi duymuyorlar.

Kitabımı dikkatli okuyanlar, her iki alanda da ilgi, bilgi ve deneyimlerini artırabilirler.

Acı Bir Tebessüm-Başlangıç l Barış Demirbaş

Adı:
Acı Bir Tebessüm-Başlangıç
Yazar:
Barış Demirbaş
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
540
Kitabın türü:
Edebiyat, Roman
Yayınevi:
Anatolia Kültür Yayınları

İş toplantısından hastane koridorlarına, mafyatik ortamlardan emniyet masalarına…
Her ortamı, kendine mahsus kişileri ve olayları, kendi jargonuyla gözler önüne seren bu romanda bir taraftan dünyanın en saf ve düzgün insanı, diğer tarafta içlerinde karanlığın bin bir tonunu barındıran kişilerin çaresiz ilişkileri…Genç bir iş adamının kızına kavuşabilmek için bulaştığı olmadık işleri…

Gündelik hayat sadeliğinde, içten dışa doğru, merkezden çevreye doğru açılan bir kurgu eşliğinde ele alınıyor.

En sevdiği üç kişiden ikisini kaybetmenin acısını yaşayamadan üçüncüsünü bulmanın çabasına düşmüştü her ne pahasına olursa olsun. İntikam değildi amacı. Şimdilik.

Sevdiklerini toprağa verirken ruhunu da gömüyordu onlarla beraber. Geriye kalan içi boşalmış bedeni sadece kızını bulmak için mücadele edecekti artık. Ya şeytana satacaktı ruhunu ya da pabucu ters giydirecekti ona.

Amacı yardım etmekti sadece. Nereden bilebilirdi ki yüreğindeki acısı kapkara gözlerine vurmuş bu adamın kalbine hançer gibi saplanacağını. Ailesinden uzak kalmasına neden olan hayata bu adam için balıklama atlamaktan bir an tereddüt etmeyecekti

Dünyanın en acılı adamı sanıyordu kendini ve de en güçlüsü. Antidepresanları şekerleme niyetine alıyordu. Yaşadığı acıların yarısını yaşayan biri nefes alamazdı. Gerçi o da aldığını düşünmüyordu ta ki onu görünceye kadar. ‘Bu ya sahtekâr ya da dünyanın en güçlü adamı’ diye mırıldandı.

Mağlubiyet Karinesi l Seyyid Ensar

Adı:
Mağlubiyet Karinesi
Yazar:
Seyyid Ensar
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
78

Kitabın türü:
Edebiyat, Şiir
Yayınevi:
Profil Kitap

“Dünya, rengi kaçmış hâlidir hüznün
ve tam çırpacakken yere düşmesi gibi külün
herkes bir sefer hayâlini kurmuştur bu hayatta ölümün.
Ölecek olmaktır yaşadığımız hayatın tek tesellisi
ölüm de hayatın emekli ikramiyesi.”

Kahraman Tazeoğlu – Vazgeçtim

İnsan Sebepsiz Yere Terk Eder mi Sevdiğini?

Aklı ve mantığı ele geçiren, aynı zamanda akla ve mantığa sığmayan bir duygunun içindeyim. Geriye bakarak gitmeye çalışıyorum. Kırık bir umut taşıyorum. Aklım sende kala kala senden gidiyorum. İnsan yarısında terk ettiği filmin sonunu merak eder mi? Ediyorum. Tüm yelkenlerim yırtılmış ama ben hâlâ rüzgârdan medet umuyorum…

Sayfa Sayısı: 192

Baskı Yılı: 2015

Elif Şafak / Sanma Ki Yalnızsın

Kitabın arka kapağında diyor ki ;

Sana kelimelerden kaleler yaptım. Hendekli, balkonlu, eflatun bayraklı, girişi saklı kocaman kaleler. Bir odasında bıraktım yüreğimi. Merasimsiz, habersiz, tantanasız ve beklentisiz usulca düşürüverdim elimden, olur da bulursan belki sevinirsin diye, öylesine.

Sana harflerden sarmaşıklar ördüm; geceleri gözlerini kapadığında, uyku ile uyanıklık arası o tekinsiz aralıkta durduğunda, cinlerin meşveret alanında yapayalnız kaldığında koklarsın belki, hatırlarsın diye.

Sana alfabeden kaftan diktim; azametle giyesin ve hiç üşümeyesin diye, kalın kadifeden, sırma ipliklerle. İşledim üzerine isminin baş harflerini, sessiz ve derinden, kimse bilmeden, sadece Yaradan’ın duyduğu bir yemin gibi.

Sana noktalardan güller, virgüllerden bülbüller, ünlemlerden yaylalar, noktalı virgüllerden dağlar ve ovalar yaptım. Her bir imla işaretini özenle ekledim isminin büyüsüne. Çünkü sevmek, yeni bir dil inşa etmek demek. İki kişilik bir dil. Çünkü aşkın olduğu yerde muhakkak kelam vardır, sessizlik değil.