Pts. Haz 17th, 2019

Eskiden Radyonun Önemi

Hepimizin bir çocukluğu vardır ve bu çocukluklarımıza çoğu zaman özlem duyarız . Çocukluğumuzun vazgeçilmez parçalarından biride radyo dinlemekti elbette. Güzel sıcak ve samimi sohbetlerin döndüğü o çocukluk yıllarımızda arka planda çalan müzik bazen bir pikaptan gelen güzel bir plak kaydı olurdu bazen ise ajans saatlerinden sonra çalınan zeki müren şarkıları olurdu. O dönemlerde herkesin evinde bir radyo yoktu tabi. İnsanlar şimdi kadar şanslı ve herşeye anında erişim sağlayamıyorlardı. Genelde işten eve yorgun argın dönen insanlar güzel bir akşam yemeğinin ardından koyu bir sohbete koyulurlardı . Telefon yoktu chat siteleri yoktu , sohbet platformları yoktu sadece insanlar arasındaki ciddi bir sohbet söz konusu olurdu . Komşular birbirlerine pişirdikleri yemeklerden ikram eder ve bazende misafirliğe giderlerdi. Eskiden evlerden misafirler eksik olmazdı , insanlar birbirini sever sayar değer verir ve birbirlerini ziyarete giderlerdi. Şimdiki gibi apartmanlar yerine müstakil avlulu evlerin bahçelerinde dönen muhabbetlere 90 kuşağı ve öncesi muhakkak şahit olmuştur. İşte bu güzel ve samimi ortamlarda bile değişmez ve demirbaş aktivite olarak o yıllarda gönüllere taht kuran iletişim aygıtı yine radyo olarak karşımıza çıkmaktaydı. Şimdiki gibi otomatik değildi herşey , eski radyolar kocaman bir televizyon kadardı neredeyse. Frekansları yani gözle göremediğimiz o radyo dalgalarını yakalayabilmemiz için kocaman bir kutunun üzerine konulmuş olan frekans ayarlama aparatını çevirir dururduk. İlk çevirdiğimizde bozulan frekans yüzünden çıkan garip sinek ve arı vızıldamasına benzeyen ve bi hayli rahatsız edici etkisi olan o seslerden kurtulabilmek ve istediğimiz istasyonun frekans koduna erişebilmek için hızlı hızlı çevirir dururduk. Her radyonun kendine özgü müzik tarzı ve tabiki kendine özel bir frekansı mevcuttu ve hangi radyoyu dinlemek istiyorsak o koca makinanın tepesindeki aparatı çevirerek radyomuzun frekansını yakalayana kadar büyük bir sabır ve azimle uğraşmaya devam ederdik. Ama şimdilerde ise herşey o kadar otomatikleşti ki o manuel zamanları özlememek , aramamak belkide en kötü düşüncelerimiz arasında yer alabilir. Kısacası çocukluğa dair ne varsa hepsine duyduğumuz özlemlerden birazda ayırarak o günlerimizin vazgeçilmesi olan radyoyuda unutmamak gerekir çünkü o her zaman yanımızda ve gönüllerimizde taht kurmaya devam etmiştir devam edecektir..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.